Pazartesi, Kasım 16, 2020

La Casa de Papel’in Lizbon’u ve Mizgîn Tahir’den Çav Bella

La Casa de Papel'de müfettiş Raquel Murillo karakterini canlandıran Basklı oyuncu ve şarkıcı Itziar Ituño Martínez, Kürt opera sanatçısı Mizgîn Tahir ve İtalyan şarkıcı ve söz yazarı Erica Boschiero ile birlikte İtalya’nın Mussolini faşizminden kurtuluşunun 75’inci yıl dönümünü İtalyan halk şarkısı “Çav Bella” (Bella Ciao) ile kutladı.
More

    Bunları kaçırma

    Bir çocuğun Barış günlüğü

    Yazar Ergür Altan'ın Aylak Karga'ya yazdığı, bir çocuğun Barış ismini verdiği günlüğü sizlerle paylaşmak istiyoruz. Merhaba Günlük,

    Ücretsiz dil öğrenmek için 25 yol

    Türkiye’de dil öğrenmek gerçekten çok zor bir iş. Başka ülkelerde her bir birey iki veya üç dil bilirken, Türkiye’den bir birey bütün hayatı boyunca gördüğü İngilizceyi maalesef öğrenemiyor. Bunun en büyük nedenlerinden biri İngilizce nasıl öğrenilir, nasıl öğretilir veya yabancı bir dil nasıl öğrenilmeli gibi soruları yeterince sormayışımız ve bu sorulara cevap aramayışımızda gizli.

    Bir kadından ‘namus’ tarifi

    Kadınlara biçilen rolleri, bir kadının elinin tersiyle nasıl ittiğini ve namus kavramını anlatan bir yazı var bu gün elimizde.

    Noiva do Cordeiro kadınları: Hayat, erkekler olmadan çok daha güzel

    Brezilya’nın Minas Gerais eyaletinin Merkez Bölgesi'nde “Güzel Vadi”, Belo Vale'de yer alan Noiva do Cordeiro, sadece kadınların yaşadığı ve üretimden yönetimine, her aşamada kadınların hüküm sürdüğü bir kasaba…

    Eşeğinin sırtına kitap yükleyip kitap dağıtan gezici kütüphaneci Mustafa Amca

    Okuma yazma oranının çok az olduğu 1940'lı yıllarda Ürgüp'te bir kütüphaneye atanan Mustafa Güzelgöz adında bir genç, kütüphaneye kimsenin gelmediğini görünce...

    Sosyal izolasyon için Franz Kafka’dan 10 öneri

    Korona virüsün hayatımıza girmesi sonucu, sosyal mesafe, karantina gibi raftan kalkalı uzun zaman olmuş bir çok yöntem yeniden kullanılmaya başlandı.

    10 illüstrasyonla stilleri ve yaşam felsefeleriyle fark yaratmış kadınlar ve sözleri

    Tarihte kendisine biçilen rollerle yetinmeyen, hazır kalıplara uymayan kadınlar vardır. İllüstratör Libby van der Ploeg 10 çizimden oluşan ilgi çekici bir seri...

    Çocuklarının çizdiği resimleri Photoshop ile gerçek hayata uyarlayan baba

    İngiltere’de Tom Curtis adında bir baba, çocukları Dominic ve Alistair’in çizdiği resimleri Photoshop ile dijital ortamda tekrar tasarlayarak, bu resimlerdeki şeylerin...

    Akıl hastasının Allah’a yazdığı yaşamı sorgulatan dilekçe

    Elazığ Akıl Hastanesi’nde kalan Urfalı bir hasta, Allah’a halini arz eden bir mektup yazar. Bugün elimizde 1 fotoğrafı olan ve 1965’te hayatını kaybettiğini bildiğimiz deli olarak adlandırılan bu hastanın yazdığı şiiri okuyunca, insan bir an durup kimin deli, kimin akıllı olduğuna nasıl karar verildiğini sorgularken buluyor kendini.

    Elazığ ya da eski adıyla Elezîz, delileriyle ünlü bir şehir diyebiliriz. Burada, insanlarının deli olmadığını belirtmekte nedense fayda görüyoruz. Elazığ’ın delileriyle ünlü olmasının nedeni, Türkiye’de ilk tımarhanelerden birinin orada kurulması.

    Bu arada şiiri okumadan önce Can Demirel’in seslendirmesiyle dinleyerek devam edelim.

    İstiklal savaşı sonrası Türkiye’de iki akıl hastanesinin kurulmasına karar verilir. 12 Ocak 1925 yılında Dr. Ahmet Şükrü EMED çabalarıyla Elezîz’de Emrazı Akliye ve Asabiye Hastanesi adıyla 50 yataklı olarak hastane kurulur ve hizmete girer.

    Aşağıdaki satırları yazan hasta ortadaki kişidir…

    Bu hastane zamanla 12 binadan oluşan ve 1000 yatak kapasitesine ulaşan bir hastane haline getirilir.

    Bugün Elazığ kent merkezinin içinde kalan 66 dönümlük bir alan üzerinde bulunan hastane, 12 ayrı servisi, 1000 yatak kapasitesi ve 250’ye yakın personeli ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki 18 ile hizmet veriyor. Hastanede yatak doluluk oranı % 90 civarında.

    Belki de bu yüzden Elazığ’ın delileri meşhurdur sözünü işitiriz. Öte yandan deliliğin sosyo-politik kısmına girmeden şiire atlamak istiyoruz. Çünkü deliliğin toplum ve toplumsal düzenle yakından bir ilişkisi var. Belki başka bir içerikte bunun üzerine de bir şeyler inceleriz.

    Şimdi, sizi Elazığ Akıl Hastanesi’nde 1960’lı yıllarda yatan Urfalı bir akıl hastasının Allah’a yazdığı o mektubu paylaşalım. Sonrasında aklınıza birkaç soru gelecek, sizi o sorularla baş başa bırakıyoruz…

    İşte Elazığ Akıl Hastanesi’ndeki o ‘deli’nin Allah’a halini arz ettiği dilekçesi:

    Ben dünya Kürresi, Türkiye karyesi ve Urfa Köyünden, (El-Aziz –Elazığ ) Tımarhanesi (Akıl ve Ruh Sağlığı Hastanesi) sakinlerinden; İsmi önemsiz, cismi değersiz, çaresiz ve kimsesiz bir abdi acizin, ahir deminde misafiri Azrail’i beklerken, Başhekimlik üzerinden Hâkimler Hakiminin dergahı Uluhiyetine son arzuhalimdir:

    Ben gam (dertlilik) deryasında, fakirlik vatanında, horluk ve rezillik kaftanında PADİŞAH yapılmışım.

    Meyvalardan dağdağana, çalgılardan ney-kemana kapılmışım… Benim yatağım akasya dikeninden, yorganım kirpi derisinden farksızdır. Kalbim Ayizman’ın (Hitlerin işkenceci Nazi Komutanı) fırını, ve sahranın çöl fırtınasıdır.

    Ruhum aşık-ı Hüda Mahbub peresttir, lakin aklım kaderin cilvesi ve talihin sillesiyle gurestir (gelgittir)

    Bana gelen derdü gamın kilosu beleştir. Nerde bir güzel varsa bana karşı keleştir (yüz vermez, cesaretlidir), bütün yiğitlerde bana hep ters ve terestir.

    Aylar geçti, tek temizliğim, gözyaşıyla ve kara toprakla aldığım teyemmüm abdesttir. Yani, içtiğimiz kezzap suyu, mezemiz ise ateştir.

    Ol Resuli zişan ve Sultanı dücihan: “Cenabı Allah’ın insanları dünya, dünyayı ise insanlar için yarattığını; Ruhları vücut için, vücutları ise ruhlar için yarattığını; Erkekleri kadınlar; kadınları erkekler için yarattığını; Cenneti mü’min kullar, mü’min kulları da cennet için yarattığını; cehennemi inkârcılar ve münafıklar, inkârcıları ve münafıkları da cehennem için yarattığını” hadisleriyle haber vermiştir.

    Peki acaba benim gibi meczup divaneleri ne maksatla halk etmiştir? Bilen babayiğit, meydana çıkıp söylesin…

    Allah sana iman verdi sen tuğyan edersin; O in’am etti sen küfran (nankörlük) edersin; O ikram etti sen inkar edersin; O ihsan etti sen isyan edersin; bir de kalkıp bana deli divane diye bühtan edersin!

    Bu söylediklerimin hepsi ruhumun içinde cenk etmektedir. Eğer dilekçemin cevabı gelirse bu manevralar sona erecektir.

    Şimdi adresimi arz ediyorum: Kur’an’ı geldiği yere, yine Kur’an’ı getiren geri taşısın. Madem ki ahkamı ve ahlakı kalmadı, Kur’an’ın kağıdı ve yazısı neye yarasın? Taki Hz. Muhammed Mehdi (A.S) gelince yeniden okunup yaşansın!

    Ey zerrelerden kürrelere, yerlerden göklere bütün alemlerin Rabbi!

    Ey cemadi, nebati, hayvani, insani, ruhani ve nurani her şeyin ve herkesin yegane sahibi!

    Ey iman ve şuur ehli kalplerin en yüce habibi!

    Ey dertli bedenlerin kederli gönüllerin, ve yaralı yüreklerin tabibi!

    Ben biçare kulun ki; garipler garibi, hüzünlerin esiri, zulümlerin muzdaribi, öksüz, yetim ve sahipsiz bir tımarhane delisi…

    Ama kutsi muhabbet ve hasretinin divanesi!

    Herkesi ve her şeyimi elimden aldın, ama sana sığındım, aşkına sarıldım, yegane Sen kaldın! Yurdumdan yuvamdan, evimden barkımdan ayırdın, gurbete ve hasrete saldın, ama onları ararken Sana ulaştım, sevdana daldım! Böylece fani ve hayali görüntülerden kurtarıp hakiki tecelline mazhar kıldın.

    Yüceler yücesi Rabbim, Efendim!

    Hakk’tan saparak ve haddimi aşarak, haşa senden, Burak bineği, Cebrail seyisi, Sidretül Münteha menzili, cümle mahlûkatın en şereflisi, Rahmanın en mükemmel tecelli ve temsilcisi… Kainatın fahri ebedisi, Ahir zaman Nebisi ve Mehdisi, Levhi Mahfuzun (Kader projesinin) tercümanı ve tebliğcisi, Efendiler efendisi Hz. Muhammed sallallahu aleyhi vesellem’in Mahbubiyetini mi istedim?

    Hanif Dinin üstadı ve nice Nebilerin atası Hz. İbrahim’in haliliyetini, Hz. Süleyman’ın saltanat ve servetini Hz. Musa’nın Celadet ve cesaretini, Hz. İsa’nın ruhaniyetini mi istedim?

    Hz. Ebu Bekir Sıddık’ın yüksek fazilet ve kurbiyyetini, Hz. Ömerül Faruk’un dirayet ve teslimiyetini, Hz. Osman’ı zinnureynin asalet ve sehavetini, Hz. Aliyyül Murtaza’nın ilim ve velayetini mi istedim?

    Senden mülkü hâkimiyet, şanü şöhret, malü servet mi talep ettim? Senden vücuduma sıhhat ve afiyet, aklıma ziya ve selamet, hayatıma huzur ve istikamet dilendimse, bunlar için de bin kere tevbe ettim!

    Çünkü Şeriatın iptal, tarikatın ihmal, hakikatın ihlal ve mü’minlerin iğfal edildiği bir zillet ve rezalet döneminde, bana akıl ve mükellefiyet verseydin, bu sadece benim mesuliyet ve mahzuniyetimi ziyadeleştirecekti!

    Sultanım Efendim:

    Ben Senden sadece seni istedim; pahası elbet böyle yüksektir ve tüm sevdiklerimi ve sahiplendiklerimi uğruna feda etmektir.

    Rabbim, elbet vardır hikmeti ki, bu kuluna böyle zillet ve zahmet çektirirsin. Ben haşa itiraz değil, naz ederim ama, umarım Sen niyaz kabul edersin.

    Aile efradımı, aklı izanımı alıp beni hicrana saldın. Ama yine de şükür; ya akıllı kalıp ama hain ve hilekâr olaydım…

    Ya varlıklı kalıp ama zalim ve sahtekâr olaydım…

    Ya âlim ve saygın kalıp ama gafil ve riyakâr olaydım…

    Ya arkalı etraflı kalıp ama azgın ve zulümkar olaydım…

    Ya sağlıklı sefalı kalıp ama, sapıtmış, ahlaksız ve vicdansız olaydım!

    Derdü bela ki, sabredenlerin vesile-i miracıdır. Müminler kalbimin tacı, mücrimler rahmetin muhtacı, münkirler hikmetin icabı, Sadık ve aşık ehli cehd adaletin ilacıdır. Velakin bu münafık hain ve zalimler ise çıban başıdır, akrep gibi sancıdır; şerefli insana, helali dışında bütün kadınlar kızlar ana-bacıdır.

    Ey Rabbim, Efendim!

    Malum-u aliniz ve zaten yüce takdirinizdir ki; ne özenli-bezekli elbiselerle gezdiğim bayramlarım oldu… Ne onurlu ve huzurlu seyahatlerim ve seyranlarım oldu… Ne etrafımda hizmet ve rağbet gösteren dostlarım ve hayranlarım oldu!

    Lezzet ne imiş, izzet ne imiş ve fazilet ne imiş tatmadım; ama şikâyet şekavettir; bütün bu fani ve fena nimetlerin asıl sahibi olan Padişahlar Padişahını buldum…

    Beni yoktan var ettin, iman ve hidayet buyurup varlığından haberdar ettin, ama aklımı alıp kulunu bi-karar ettin, sana sonsuz şükürler olsun!

    Şimdi son dileğim beni yanına al ve bir daha huzurundan ve sonsuz nurundan ayırma, ne olursun!

    Umarım bu dilekçeyi yazdım diye bana darılmazsın; çünkü zaten Zatından gayrıya yalvarıp yakarmanın ŞİRK olduğunu buyurdun!

    1 YORUM

    Bir Cevap Yazın

    Fırından yeni çıkanlar

    Netflix’in Bir Başkadır dizisine sosyolojik bir bakış

    Film ve dizi platformu Netflix'in yeni dizisi Bir Başkadır, yayınlandığı 12 Kasım 2020’den beri birçok kişi tarafından izlendi ve dizi izleyenler tarafından oldukça beğeni topladı.

    Adını duyunca şaşıracağınız 10 minik ülke

    Dünyadaki en küçük ülkeler. Dünyada pek çoğu sadece birkaç aileden oluşan en küçük ülkeler listesi, isimleri ve nüfusları.

    Bir çocuğun Barış günlüğü

    Yazar Ergür Altan'ın Aylak Karga'ya yazdığı, bir çocuğun Barış ismini verdiği günlüğü sizlerle paylaşmak istiyoruz. Merhaba Günlük,

    Ücretsiz dil öğrenmek için 25 yol

    Türkiye’de dil öğrenmek gerçekten çok zor bir iş. Başka ülkelerde her bir birey iki veya üç dil bilirken, Türkiye’den bir birey bütün hayatı boyunca gördüğü İngilizceyi maalesef öğrenemiyor. Bunun en büyük nedenlerinden biri İngilizce nasıl öğrenilir, nasıl öğretilir veya yabancı bir dil nasıl öğrenilmeli gibi soruları yeterince sormayışımız ve bu sorulara cevap aramayışımızda gizli.

    Bunlar da var

    200 yıl öncenin yolculuklarına dair bilinmeyenler

    Bundan 200 yıl önce ise dünya çok başka bir yerdi. Seyahat etmek de bambaşka bir pratikti. 19. yüzyılda yaşayan bir gezgin...

    Uzun yol kaptanının objektifinden 30 günlük deniz yolculuğu

    Bir uzun yol kaptanı için dünya güzelliğinin tadını çıkarmak, mesleğin doğal bir parçası. Kaptan Jeffrey Tsang, işte bu keyfi herkesle paylaşmak için 10...

    İş hayatında cinsiyetçiliğe karşı kadınların duruşu

    Kadınların özellikle sanayi devriminden sonra iş hayatına atıldığı söylenmektedir. Fakat günümüzde dahi elinin hamuruyla erkek işine karışma benzeri söylemler hala kullanılmaktadır.

    Daktilo: İz bırakan bir yazı aracı

    Dünyada ölümsüzlüğün bir aracı olarak yazının tarihi çok eskilere dayansa da, ölümsüzlüğü çoğaltmanın tarihi o kadar eskilere dayanmıyor. Matbaanın ardından hayatımıza...

    Frida Kahlo’nun evinde bir tur

    Mavi Ev yani La Casa Azul, Frida Kahlo’nun doğduğu ve ömrünün büyük kısmını geçirdiği evdi. Meksiko’nun kuzeyinde yer alan ev Frida’nın babası...

    102 ödüllü bir kısa film: El Empleo

    Kısa filmler anlatı olarak hep daha yoğun bir kıvama sahip olmuşlardır. 2008 yapımı El Empleo, Santiago Bou Grasso‘nun yönettiği, Patricio Plaza tarafından kaleme alınmış 7...

    Küçük bir kızın inanç hikayesi: Montannah Kenney

    Henüz üç yaşındayken babasını kaybeden Montannah Kenney, babasının gökyüzünden kendilerini izlediği inancını hiç bir zaman kaybetmemiş. Yedi yaşına geldiğinde ona yakın...

    Parazit: Sistemin çürümüşlüğünü anlatan bir film

    Kötüsü olmayan bir hikayenin trajedi üretebilmesi ancak sistemin çürümüşlüğü ile mümkün… Geçtiğimiz 2019'da sinemada izlediğimiz Parazit, Güney Kore’nin Yabancı Dilde En...

    14 illustrasyonla babalar ve kızları

    Kız çocukları için babalar bir çok anlam ifade eder, onlar kahramandır, yenilmezdir, her şeyin üstündedir. Babalar içinse kız çocukları, bu dünyada...

    Tiyatrocular neden üretmeyi bırakmalı?

    Saat sabah 11. Dışarıda şehir sessiz ve soluk ışıklar pencereye vuruyor. İçeride ise müthiş bir heyecan bedenime yayılıyor. New York işsizlik web...
    %d blogcu bunu beğendi: