Pazartesi, Kasım 16, 2020

La Casa de Papel’in Lizbon’u ve Mizgîn Tahir’den Çav Bella

La Casa de Papel'de müfettiş Raquel Murillo karakterini canlandıran Basklı oyuncu ve şarkıcı Itziar Ituño Martínez, Kürt opera sanatçısı Mizgîn Tahir ve İtalyan şarkıcı ve söz yazarı Erica Boschiero ile birlikte İtalya’nın Mussolini faşizminden kurtuluşunun 75’inci yıl dönümünü İtalyan halk şarkısı “Çav Bella” (Bella Ciao) ile kutladı.
More

    Bunları kaçırma

    En iyi 30 Netflix dizisi

    Netflix dizileri sayamayacağımız kadar artıyor günden güne. Hangi dizi izlenmeli sorusu çoğu zaman yanıtsız kalıyor, gelişigüzel bir dizide buluyoruz kendimizi ve...

    Ben Geldim Gidiyorum

    Ödüllü kısa filmler dalında Türkiye'de birçok ödüle layık görülen ve birçok festivalde gösterimi yapılan Metin Akdemir'in yönettiği 2011 yapımı Ben Geldim Gidiyorum belgeseli, İstanbul sokaklarında kaybolmaya yüz tutmuş sesleri konu ediniyor.

    Bol ödüllü kısa film: Second to None

    Yönetmen Vincent Gallagher’ın yönettiği “Second to None” adlı stop motion tarzı ödüllü kısa film, sinema severleri mest ediyor.

    Mutlaka izlemeniz gereken en iyi uzay filmleri

    Uzaylıların varlığı uzun zamandır büyük bir tartışma konusu. NASA'ya ait yeni görüntülerin sosyal medyaya düşmesiyle yeniden gündeme gelen "uzaylılar var...

    Başrolleri de figüranları da halktan olan Bahman Ghobadi sineması

    Bahman Ghobadi sineması, Orta Doğu ülkelerinin en özgün yapımları arasında yer alır. İşlediği konular, konularını ele alma şekli, metaforları, yoğun ve...

    Bir kısa film ve 5 dakikada insanlık tarihi: In A Nutshell

    Animatör Fabio Friedli, 3 bin fotoğraf karesi kullanarak hazırladığı In A Nutshell adlı kısa film ile insanlık tarihini 5 dakikaya sığdırmış.

    102 ödüllü bir kısa film: El Empleo

    Kısa filmler anlatı olarak hep daha yoğun bir kıvama sahip olmuşlardır. 2008 yapımı El Empleo, Santiago Bou Grasso‘nun yönettiği, Patricio Plaza tarafından kaleme alınmış 7...

    Parazit: Sistemin çürümüşlüğünü anlatan bir film

    Kötüsü olmayan bir hikayenin trajedi üretebilmesi ancak sistemin çürümüşlüğü ile mümkün… Geçtiğimiz 2019'da sinemada izlediğimiz Parazit, Güney Kore’nin Yabancı Dilde En...

    Netflix’in Bir Başkadır dizisine sosyolojik bir bakış

    Film ve dizi platformu Netflix‘in yeni dizisi Bir Başkadır, yayınlandığı 12 Kasım 2020’den beri birçok kişi tarafından izlendi ve dizi izleyenler tarafından oldukça beğeni topladı. Berkun Oya‘nın yazıp yönettiği dizinin yapımcılığını Krek Film adına Ali Farkhonde ve Nisan Ceren Göçen üstlenmiş.

    8 bölümden oluşan dizinin oyuncu kadrosunda ise Öykü Karayel, Fatih Artman, Funda Eryiğit, Alican Yücesoy, Tülin Özen, Nesrin Cavadzade, Defne Kayalar, Bige Önal ve Settar Tanrıöğen gibi isimler yer alıyor.

    Çizdiği gerçekçi Türkiye portresinin gücünü daha çok karakterlerinden ve bu karakterin kendilerini içinde buldukları bazen zor, bazen trajik, bazen de trajikomik durumlardan alan Bir Başkadır, Yönetmen Berkun Oya’nın bu dünyayı birçok yan unsurla da desteklemesiyle bir tık öteye taşınmış.

    Hikâyeye eklenen bu yardımcı unsurlar, oldukça detaylı ve bütünlüklü bir Türkiye yerleştiriyor diziye. Yönetmen eski şarkıları, filmleri, Yeşilçam’dan aşina olduğumuz çekimleri anlatıyı kuvvetlendirmek için usta bir şekilde kullanmayı başarıyor.

    Oldukça beğeni toplayan diziye yönelik medya organlarında birçok haber, analiz ve eleştiri yazısı yayınlandı ancak Ve insan olarak sosyolojik bir analiz paylaşmak istiyoruz.

    Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Ercan Geçgin, Bir Başkadır dizisinde yer alan portreleri ve anlatımı sosyolojik bakış açısıyla değerlendirdi.

    Geçgin’in Twitter takipçilerine, “Bir Başkadır’ adlı dizi, olumlu-olumsuz abartılı yorumların hacimleri oranında popülerleşiyor. Dizinin sosyolojik öğeler içermesinden ötürü en azından bu yönlerine dair naçizane bazı yorumlarımı (daha derin analizin yeri burası değil, belki makalede olabilir) paylaşayım” notuyla yaptığı analizleri şöyle:

    1.Türkiye’deki kültürel çatışma varsayımı dizinin ontolojik zeminini oluşturuyor kanımca. Keza sınıfsal, toplumsal cinsiyet, etnik yönlerin de diziye yedirildiğini ancak kültürel çatışma örüntüsüne dair sembolik unsurların daha baskın tutulduğunu görüyoruz.

    2. Modern-geleneksel dikotomosine paralel işleyen din-bilim, dindar-sekilerken-taşra, merkez-çevre, Doğu-Batı ve bunların somut tipleri olarak imam-psikiyatrist ikiliklerinin temsilleri var dizide.(Bu yönler Şerif Mardin, Niyazi Berkes ve Nilüfer Göle eksenlerinde de tartışılabilir).

    3. Temelde iki kültürel dünya olmak üzere, buna eşlik eden başka kültürel kimliklere de yer veriliyor. Bir nevi kimlikler seremonisi yaratılmak isteniyor. Bütün bu kültürel haleler içinde bireylerin içsel ve dışsal gerilimlerine ve çözüm yollarına yönelik betimlemeler görülüyor. Bir dünyada eve terlikle girilirken diğerinde ayakkabı ile girilebiliyor. Bir kültürel dünya doğa ile iç içeyken diğeri doğadan daha uzak gibi mekânsal ve sembolik farklılıklarıyla sunularak temsili ikiliği zihinlerde derinleştiriyor.

    4. Dizide temel düğüm şu noktada: Farklı kültürel dünyalar, bireylerin travmatizasyonlarına ne tür çözüm yolları sunuyor ve bunda ne ölçüde başarılı oluyorlar? Dizideki temsiller üzerinden verilen cevap, ekseriyetle dikotomik ve kültürel çatışmanın tribünlerine yönelik gibi duruyor.

    5. Psikiyatrist Peri, Batılı/seküler hattın; Meryem, dindar-muhafazakâr hattın temsili. Hegelci açıdan bakarsak; Meryem tezi, Peri anti-tezi, Peri’ye süpervizörlük yapan Gülbin de bir ölçüde sentezi temsil ediyor ancak başka çelişkilerden, gerilimlerden ötürü yükü daha bir ağır gibi.

    6. Kültürel dünyaların sınırları çok keskin çiziliyor başlarda. Örneğin kendisine terapiye gelen Meryem’e (fonda İstanbul, takvim 2019, teknoloji çağı ama nedense karakter psikolojiden bihaber resmedilmiş) Peri’nin içsel hıncını görüyoruz. Keza Gülbin’in de Peri’ye hıncı söz konusu.

    7. Ama tüm kültürel dünyalarda öne çıkan sorun olarak samimi ve dürüst iletişimsizlik göze çarpıyor. Bu iletişimsizliğe ve ön yargılara dayalı gerilimlere, öfkelerin birbirine devredildiği veya transfer edildiği fiziksel ve sembolik şiddet hallerinin dramatik geçişleri eşlik ediyor.

    8. Evet, bir diyalog var kültürel dünyalarda ama bunun ne derece Habermas’ın iletişimsel eylemde belirttiği ölçüde müzakereci olduğu şüpheli. Keza yaşam-dünyalarının sömürgeleştirilmesine dair sahneler de yorumlanabilir lakin dizinin de kitle kültürü ürünü olduğunu unutmamak gerek.

    9. Gözüme çarpan önemli bir nokta da kültürel sınırların ve kuralların hem onanması hem ihlal edilmesi. Peri, danışanının mahrem bilgilerini başkalarıyla paylaşarak, Meryem Peri ile konuşmasını çevresinden saklayarak kural ihlallerinde bulunuyor. (Becker’ın kavram setleri ile okunabilir). Ancak dizide temsil edilen kültürel dünyalar içinde kopuşlar henüz gerçekleşmiş değil.

    10. Dizinin tematiğinin özgün olduğu söylenemez. Örneğin Peri karakterinin bağlam gönderimli temsilinin öncellerine dair tipik çözümlenişini Şerif Mardin’in ‘Tanzimat’tan Sonra Aşırı Batılılaşma’ makalesinde görmek mümkün.

    11. Keza Goffman’ın yüz yüze etkileşimleri ve Bourdieu’nün alan, sermaye, habitus kavramlarıyla diziyi tartışmak da mümkün. Misal, Peri ile Meryem’in habitusları bir ölçüde tamam; peki ya Gülbin’in habitusunu nereye koyacağız? Keza onun ablasını.

    12. İki kültürel dünyaların çatışması etrafındaki tematiğin çok fazla tribüne oynadığını, hatta oryantalist eğilimler taşıdığını da ifade edelim. Özellikle yorumlarda, izleyicilerin alımlama kodlarında kültürel çatışmaya, kültürel iktidar eksenli değerlendirmelerde bunu görebiliyoruz.

    13. Ancak hakikat öyle midir, değil midir; bu tartışılır. Gündelik yaşamın etkileşimlerinde zıtlıklar tahayyül edildiği gibi olmayabilir. Dizinin melezlikleri büyük ölçüde ıskaladığını, kültürel kimliklerin sınırlarına ve bireysel travmaların sancılarına daha melodramatik cevaplar sunduğunu görüyoruz.

    14. Jung’un anima, animus, toplumsal bilinç-dışı ile klasik ‘bastırma’ kavramına yönetmenin Hilmi üzerinden müdahalesi ve Peri’nin Meryem ile gelişen diyaloğu yeni zamanların ruhunda sosyal kapanmada derinleşmeye mi yoksa açılmaya mı gideceğini sonraki sezonda göreceğiz.

    15. Önemli bir not da Ferdi Özbeğen’in nostaljik şarkılarına bölüm sonlarında yer verilmesi. Bu konuda kent sosyolojisinde eski kent mekânlarının değerli hale getirilişini ifade eden ‘soylulaştırma’ kavramını ödünç alabiliriz.

    16. Nostaljik şarkıların soylulaştırılması veya popülerleştirilmesi bir ölçüde dizilerin ‘klipleşmesi’ni yansıtıyor. Bunu da kitle kültürünün yeni sureti olarak okuyabiliriz.

    17. Öte yandan dizide nostaljik şarkılar kadar İstanbul’un eski görüntülerine de yer verilerek bir süreklilik çizgisi yaratılmak isteniyor. Kültürel çatışmanın tarihsel sürekliliğine, biyografilerdeki gerilimlerin inişli çıkışlı hallerine dair de benzer bir örüntü oluşturuyor.

    18. Son dönem dizilerinde işlenen terapi sahnelerinin artışı ise Türkiye’deki psikolojik hallerin sosyolojileşmesi, sosyolojinin de psikolojikleşmesi çerçevesinde değerlendirilebilir, ki bu da ayrı ama mühim bir yazı konusu…

    Bir Cevap Yazın

    Fırından yeni çıkanlar

    Netflix’in Bir Başkadır dizisine sosyolojik bir bakış

    Film ve dizi platformu Netflix'in yeni dizisi Bir Başkadır, yayınlandığı 12 Kasım 2020’den beri birçok kişi tarafından izlendi ve dizi izleyenler tarafından oldukça beğeni topladı.

    Adını duyunca şaşıracağınız 10 minik ülke

    Dünyadaki en küçük ülkeler. Dünyada pek çoğu sadece birkaç aileden oluşan en küçük ülkeler listesi, isimleri ve nüfusları.

    Bir çocuğun Barış günlüğü

    Yazar Ergür Altan'ın Aylak Karga'ya yazdığı, bir çocuğun Barış ismini verdiği günlüğü sizlerle paylaşmak istiyoruz. Merhaba Günlük,

    Ücretsiz dil öğrenmek için 25 yol

    Türkiye’de dil öğrenmek gerçekten çok zor bir iş. Başka ülkelerde her bir birey iki veya üç dil bilirken, Türkiye’den bir birey bütün hayatı boyunca gördüğü İngilizceyi maalesef öğrenemiyor. Bunun en büyük nedenlerinden biri İngilizce nasıl öğrenilir, nasıl öğretilir veya yabancı bir dil nasıl öğrenilmeli gibi soruları yeterince sormayışımız ve bu sorulara cevap aramayışımızda gizli.

    Bunlar da var

    200 yıl öncenin yolculuklarına dair bilinmeyenler

    Bundan 200 yıl önce ise dünya çok başka bir yerdi. Seyahat etmek de bambaşka bir pratikti. 19. yüzyılda yaşayan bir gezgin...

    Uzun yol kaptanının objektifinden 30 günlük deniz yolculuğu

    Bir uzun yol kaptanı için dünya güzelliğinin tadını çıkarmak, mesleğin doğal bir parçası. Kaptan Jeffrey Tsang, işte bu keyfi herkesle paylaşmak için 10...

    İş hayatında cinsiyetçiliğe karşı kadınların duruşu

    Kadınların özellikle sanayi devriminden sonra iş hayatına atıldığı söylenmektedir. Fakat günümüzde dahi elinin hamuruyla erkek işine karışma benzeri söylemler hala kullanılmaktadır.

    Daktilo: İz bırakan bir yazı aracı

    Dünyada ölümsüzlüğün bir aracı olarak yazının tarihi çok eskilere dayansa da, ölümsüzlüğü çoğaltmanın tarihi o kadar eskilere dayanmıyor. Matbaanın ardından hayatımıza...

    Frida Kahlo’nun evinde bir tur

    Mavi Ev yani La Casa Azul, Frida Kahlo’nun doğduğu ve ömrünün büyük kısmını geçirdiği evdi. Meksiko’nun kuzeyinde yer alan ev Frida’nın babası...

    102 ödüllü bir kısa film: El Empleo

    Kısa filmler anlatı olarak hep daha yoğun bir kıvama sahip olmuşlardır. 2008 yapımı El Empleo, Santiago Bou Grasso‘nun yönettiği, Patricio Plaza tarafından kaleme alınmış 7...

    Küçük bir kızın inanç hikayesi: Montannah Kenney

    Henüz üç yaşındayken babasını kaybeden Montannah Kenney, babasının gökyüzünden kendilerini izlediği inancını hiç bir zaman kaybetmemiş. Yedi yaşına geldiğinde ona yakın...

    Parazit: Sistemin çürümüşlüğünü anlatan bir film

    Kötüsü olmayan bir hikayenin trajedi üretebilmesi ancak sistemin çürümüşlüğü ile mümkün… Geçtiğimiz 2019'da sinemada izlediğimiz Parazit, Güney Kore’nin Yabancı Dilde En...

    14 illustrasyonla babalar ve kızları

    Kız çocukları için babalar bir çok anlam ifade eder, onlar kahramandır, yenilmezdir, her şeyin üstündedir. Babalar içinse kız çocukları, bu dünyada...

    Tiyatrocular neden üretmeyi bırakmalı?

    Saat sabah 11. Dışarıda şehir sessiz ve soluk ışıklar pencereye vuruyor. İçeride ise müthiş bir heyecan bedenime yayılıyor. New York işsizlik web...